Kayseri’de Bir Akşam ve Düşler Arasında
Kayseri’nin soğuk bir akşamında oturma odamın penceresinden dışarı bakarken, aklımda sadece bir soru dönüp duruyordu: Icardi’nin sevgilisi China Suarez kaç yaşındadır? Biliyorum, kulağa tuhaf gelebilir. Ama bazen insan, dünyanın öteki ucunda yaşananları bile kendi iç dünyasının bir parçası gibi hissedebiliyor. İşten eve yorgun gelmişim, dizüstü bilgisayarımı açmışım ve bloguma bir şeyler yazmak istiyorum; içimde hem merak hem de biraz hüzün var. Dışarıda rüzgar sert esiyor, yapraklar sokakta dans ediyor gibi. Ben de kendi duygularımın dansını izliyorum.
İlk Düş – Metro Yolculuğu
O gün sabah yine işe giderken metrodaydım. Yanımda kahve, elimde günlük. Birden içimden bir ses dedi ki: “Bugün kendine biraz zaman ayır. Belki de hayal kırıklıklarını ve umutlarını yaz.” Kahvemden bir yudum aldım ve gözlerim camda yansıyan kendi yorgun yüzümdeydi. İşte o sırada sosyal medyada bir haber gözüme ilişti: Icardi ve China Suarez. Bir anda kalbim hızlandı. Kaç yaşında acaba diye düşündüm; sonra buldum, 31 yaşındaymış. İçimden bir ses daha geldi: “İlginç… dünyanın bir ucunda biri, benim yaşımın biraz üstünde bir hayat yaşıyor, belki onun da kalbi bazı günler kırılıyor.”
Hayal Kırıklığı ve Kendi Yansımam
İşyerinde bilgisayar başında otururken kendi hayatımı düşünüyordum. Mesela son haftalarda kendi hayal kırıklıklarım… Bir arkadaşımın bana söz verip gelmemesi, başka birinin düşüncesizce davranması… Her biri küçük birer yaraydı ama birikince insanın ruhunu sızlatıyor. Icardi ve China Suarez’in ilişkisini okudukça, içimde bir tuhaflık oluştu; hem kıskançlık, hem merak, hem de insanın kendi yalnızlığını fark etmesi… Metroda hissettiğim o boşluk, iş yerindeki masamda bana eşlik ediyordu.
İkinci Düş – Evde Yalnızlık ve Günlük
Akşam olmuş, evde yalnızım. Günlüğüme yazmaya başladım. “Bugün gördüğüm haber bana kendi umutlarımı hatırlattı,” diye başladım. China Suarez’in 31 yaşında olduğunu yazarken, kendi 25 yaşımın gençliğini ve hayatın ağır yüklerini düşündüm. Hayat bazen gerçekten tuhaf bir şekilde insanı sınar. İnsan başka birinin mutluluğunu izlerken kendi eksik yanlarını fark ediyor. Ama bu eksiklikler beni korkutmuyor, tam tersine yazmak istiyorum, hissetmek istiyorum, açıkça dile getirmek istiyorum. O an bir fotoğrafını gördüm; gülümsemesi var, ama gözlerinde bir hüzün. Ve ben dedim ki: “İşte insan, mutluluğu görünce kendi umutlarını yeniden sorgular.”
Üçüncü Sahne – Balkon ve Gece Düşünceleri
Balkona çıktım, Kayseri’nin ışıkları parlıyor. Sessizlik… Sadece uzaklarda bir köpeğin havlaması ve rüzgarın sesi. China Suarez’in yaşı ve Icardi ile ilişkisi aklımda dönüyor. “O 31 yaşında, ben 25’te,” diyorum kendi kendime. Belki aramızda yaş farkı var, belki hayatımız farklı; ama duygular evrensel. Hayal kırıklıkları, umut, heyecan… Hepsi aynı insan yüreğinde yaşanıyor. O anda kalbimde bir sıcaklık hissettim. Çünkü kendi duygularımı açıkça yazıyorum. Bu yazı benim için bir tür terapi, bir ayna. Kendime bakıyorum ve diyorum ki: “Her şey yolunda olmasa da, hissetmekten vazgeçme.”
Gelecek Hayallerim ve Duygularım
Gelecekte ne olacağını bilmiyorum. Belki bir gün kendi hayatımda benzer bir aşk yaşayacağım, belki de hayat başka sürprizler hazırlıyor. Ama Icardi ve China Suarez’in yaşını öğrenmek, onların hayatına dair küçük bir pencere açmak bana kendi dünyamı daha net görmeyi sağladı. Her sahnede bir duyguyu yakaladım; metroda merak, işyerinde hüzün, evde umut. Ve her sahnede bir kez daha anladım ki insan, duygularını saklamamalı. Belki bazen hayal kırıklıkları olacak, ama yazmak, hissetmek ve paylaşmak her zaman iyi geliyor.
Son Sahne – Günlüğe Kapanış
Günlük kapanıyor, dizüstü bilgisayarı kapatıyorum. İçimde bir huzur var. China Suarez’in 31 yaşında olduğunu bilmek, onun hayatına dair ufak bir detay, bana kendi duygularımı fark ettirdi. Heyecan, hayal kırıklığı, umut… Hepsi bir arada. Ve ben dedim ki: “Kayseri’nin bu sessiz akşamında, ben kendi dünyamda büyüyorum, hissediyorum, yazıyorum.” Belki de bu duygusal yolculuk, başkalarının hayatlarını izlerken kendi kalbimizi anlamak için en güzel yöntemdir.